Anksiyete Kararlarımızı Nasıl Etkiler?

16 / Ekim/ 2017

Anksiyete Ebrar Özdemir

(Psychology Today sayfasındaki "How Anxiety Interferes With Relationship Decisions?" yazısından çevrilmiştir.)

''Hayatta iki temel tercih var: koşulları oldukları gibi kabul etmek ya da onları değiştirme sorumluluğunu kabul etmek.'' - Denis Waitley

KARARLARINI DÜŞÜNCELERİNLE YÖNET

  Kendinize şu soruyu sorun; kararlarımın kaç tanesini kaygı etkisiyle aldım ve bunların kaçı hakkında iyice düşündüm. Kendime bu soruyu sorduğumda ve dürüstçe cevapladığımda büyük bir uyanış çağrısı aldım. Hepimizin günlük hayatında aldığı kararların çoğunun kaygı ve duygular tarafından yönlendirildiğinin farkındayım. Endişeli hissetmemek için harekete geçiyoruz veya rahatsız hissetmemek için kararlar alıyoruz. Ancak gerçekte bu kararlar muhtemelen daha fazla rahatsızlık yaratıyor olabilir. Kararlarımızı kaygılarımızın esiri olarak verdiğimizde ne istediğimiz konusunda gerçekten emin olamayız. Bununla beraber kararlarımızı dürtülerimize dayanarak aldığımızda da hem kendi benliğimizin isteklerini kararlarımıza yansıtamayız hem de dürtülerimizle aldığımız kararlar geleceğimizle ilgili daha fazla endişe yaratabilir. Düşündüğümüzde bu bir paradokstur.

  Peki, bu konuda ne yapabiliriz? Birincisi kendimiz üzerinde çalışmalıyız ve kaygılarımızın bize getirdiği isteklerle değil de kendi benliğimizin neler istediği konusunda farkında olmalıyız. Kaygı geçmiş tecrübelerden oluşur ve nesilden nesile aktarılabilir. Bazen bir durumla ilgili endişelerinizi dinlemek mantıklı olur ancak bu çoğu zaman sadece geçmişten gelen bir çöp değerindedir. Bu sebeple karar verme aşamasında duygularımızı tartmak önemlidir. Kendinize şu soruyu sorun:'' Bu durum gerçekten endişelenecek, kaygı yaratacak bir durum mu? Daha iyi bir karar vermek istesem bu ne olurdu? '' Düşünce ve his arasındaki bu boşluğa köprü kurduğunuzda geçmiş kaygılarınızı günümüze taşımayı bırakırsınız ve kendi benlik duygunuzu arttırmaya başlayabilirsiniz.

FARKINDA OLMAK

  Rebecca beni ilk gördüğünde kardeşiyle arasındaki ilişkisi kırılma noktasındaydı. Onu hayatından çıkaracağını, onun çok stresli olduğunu söyledi. Rebecca ile biraz konuştuktan sonra; bu durumun sadece kendisinde değil ailesinde de mevcut olduğunu gördüm. Stresin dayanılması zor bir safhada olduğu durumlarda aradaki ilişkiyi kesmek gibi bir temaya sahiplerdi. Görüldüğü gibi eğer birinin soyağacına bakarsanız, öngörülebilir kalıplar ortaya çıkar. Yani görüldüğü üzere insanların kaygıyla başa çıkma biçimlerinin nesillerden nesile geçtiği anlaşılıyor. Bu nedenle alkolizm, uyuşturucu kullanımı ve çeşitli diğer bozukluklar bir nesilden diğerine geçmektedir. Farkında olmadan, Rebecca'nın kız kardeşinin aşırı stresli olması durumuna verdiği ilk tepki ilişkiyi kesmekti. Bu durum annesinin ailesiyle arasındaki ilişkide gösterdiği tepkiyle benzerdi. Rebecca'nın annesi yıllarca kardeşlerinden hiçbiriyle konuşmadı. Yakın aile ilişkilerinin yarattığı kaygıyı gidermek için hem Rebecca hem annesi geri çekildi ve insanları hayatlarından silip atmaya çalıştılar. Yani onlar kaygılarını azaltmak için çalışırlarken, aslında bu durum zamanla daha fazla endişe yarattı ve gerçekte hiçbir sorunu çözemedi.

İLİŞKİ İÇİNDE KENDİ ROLÜMÜZÜ GÖRMEK

  Rebecca, kız kardeşini kendi içinde yaşadığı çatışmalardan dolayı suçluyordu fakat kendisi hiçbir sorumluluğu kabul etmiyordu. Bu tür bir tutum sergilemek bir benlik kurmaya çalışırken gerçek bir zorluk yaratır. Çünkü insanlar ilişkide rollerini tanımaya devam eder. Rebecca'ya, bazen hastalarımı üzen bir soru yönelttim:''İki insanın bir ilişki sorunlarına eşit derecede katkıda bulunduğunu belirten bir teori var, bu konu hakkında ne düşünüyorsun? Eğer bu teoriye katılıyorsan, kız kardeşinle yaşadığın çatışmalara nasıl katkıda bulunuyorsun?'' Şanslıydım çünkü Rebecca bu düşünceye açıktı. İlişki çatışmasına katkıda bulunduğu yolları benimle paylaştı. Bana her zaman çok anlayışlı olduğunu söyledi; hayır demek istediğinde evet demişti ve sınırları belirlemiyordu.Bunu arkadaşlarına ve erkek arkadaşına karşı da çok sık yaptığını söyledi. Kırılma noktasına gelene kadar o şeyle birlikte giderdi ve sonrasında ise o insanlarla konuşmayı bırakırdı.

  Rebecca, ilişkilerinde olası çatışmalardan kaçınacak kararlar verebilir ancak bu kaygı temelli kararlar kaçınılmaz olarak onu boğacak ve sonrasında onları yok etmeye yönelik sonuçlar doğuracaktır. Rebecca, insanların gerçekte olduklarından daha farklı olmasını istemektedir. Ona şu soruyu sordum: “Kız kardeşini onun olmasını istediğin kişiden farklı gördüğünde senin için ne değişecek?” Rebecca, kız kardeşinin daha sorumlu olmasını ve sürekli yardım istemekten vazgeçmesini diledi. Düşünüldüğünde bunun yerine, Rebecca kız kardeşinin umduğudan daha az sorumlu olduğunu kabul edebilir. Sonrasında kız kardeşinin sorunlarına değil, kız kardeşinin isteklerine hayır diyebileceğini de fark edebilir. Bunları düşünmeye başladığında Rebecca kendi hayatının objektif bir gözlemcisi olmaya başladı. İnsanları oldukları gibi kabul etmeyi öğrendi. Bu durum onun daha fazla kendine gelmesini sağladı ve sonuç olarak ilişkilerini zenginleştirdi. Ayrıca kronik endişelerini de azalttı.

  Kendi hayatının gözlemcisi olarak Rebecca, kararlarında daha dikkatli ve düşünceli olabilir ve bu da daha az dürtüselliğe yol açabilir. Görüyorsunuz ki, bazıları sadece devam etmekte olan tepkiler yaşarlar ve bu da kronik endişe ile sonuçlanabilir. Stres yüksek olduğunda nasıl tepki vereceğinizin kalıpları hakkında kendinizi eğitirken, gelecekte nasıl yanıt vereceğinize dair daha fazla seçenek bırakırsınız. Bu durum kendinizi yeniden inşa etmenizi sağlar ve gelecekte daha iyi sonuçlar doğurur.

GÖZLEMCİ DURUMUNDA OLMAK

  Dikkat çekici ve önemli bir karar vermek için fırsat doğduğunda işe önce durumu gözlemleyerek başlayın. Olayları dışarıdan gözlemleyerek duruma duygusal bir bakış açısıyla bakmak yerine objektif bir bakış açısıyla bakabilirsiniz. Durumlara mantıksal olarak bakmak sizin daha iyi karar vermenizi sağlar. Neye ait olduğu konusunda belirli bir durumu gözlemledikten sonra kendinize şu soruyu yöneltin; “Benliğim bu duruma cevap olarak ne yapmak ister?” ve sonrasında onu yapın.

  Bu etkinlik için herhangi bir zaman sınırı yoktur ancak cevapları kendiniz bulmalısınız. Bu fırsatı yakaladığınızda veya yeni bir fırsat ortaya çıktığında kendini şu soruyu sorun; “Benliğim şu anda ne yapmaktan hoşlanıyor? Hangi eylemler beni mutlu edecektir? İçsel benliğim ne yapmak istiyor?” Bu soruların hepsine cevap vermek zorunda değilsiniz. Sizinle uyuşan bir noktayı seçebilirsiniz. Hayatımda dikkatimi gerektiren bir şey ortaya çıktığında kendime şu soruyu sorarım: “Bu durumda kim olmak isterim?”

 

  Engelleri, durumları ve insanlarla olan etkileşimlerinizi kim olduğunuza ve kim olmak istediğinize dair bir fırsat olarak görmelisiniz. Gerçek benliğinizi göstermenizde yardımcı olabileceği için de bunları kullanmalısınız. Gerçekte kim olduğunuzu bilmenin tek yolu belirli boyutlarda eylemler denemek ve bunların birbiriyle nasıl uyduğunu görmektir. Zamanla kaygılarınızı hafifletmek konusunda daha iyi hissettiğinizin ve insanlara karşı uyumlu olabilecek şekilde hareket edebileceğinizin farkına varacaksınız. İşte bu durum, ileride kendiniz için daha iyi kararlar vermeye devam etmenize olanak tanıyacaktır.

YAZAR HAKKINDA

  Ilene S. Cohen bir psikoterapist, blog yazarı ve Barry Üniversitesi’nin Rehberlik Bölümü'nde yardımcı profesördür. İnsanların amaçlarını gerçekleştirmelerine, kendilerini güçlü hissetmelerine ve insanların dolu ve anlamlı yaşamlara yönelmesine yardımcı olmakla ilgilenip çalışmalarını bu yönde sürdürmektedir. “How Anxiety Interferes With Relationship Decisions” yazısında da okuduğumuz üzere danışanı Rebecca gibi birçok insana anksiyete (endişe bozukluğu) gibi günlük yaşantılarında ve sosyal yaşamlarında uyum problemlerine neden olan bozukluklar hakkında yardımcı olmaktadır.

Yazarın Kendi Sitesi :http://doctorilene.com/

Psychology Today Anasayfası:https://www.psychologytoday.com/

Yazının Orjinai:https://www.psychologytoday.com/blog/your-emotional-meter/201705/how-anxiety-interferes-relationship-decisions

 





BİZE YAZIN

İsim

E-Posta


Yorumunuz