Atipik Anoreksiya Nervoza

30 / Haziran/ 2018

Yeme Bozukluğu Nisanur Korkmaz

(Psychology Today sayfasındaki What Is Atypical Anorexia Nervosa? yazısından çevrilmiştir.)

(Araştırmalar yeme bozuklukları tehlikelerinin kiloya bağlı olmadığını göstermektedir.)

"Bir yeme bozukluğuna sahip olacak kadar zayıf değilsin."

  Eğer bir yeme bozukluğuyla mücadele ettiyseniz ve üstelik daha büyük bir bedene sahipseniz, muhtemelen bu hastalığın bir çeşidini duymuşsunuzdur.

  Belki cesurca doktorunuza gidip kendinizi yemek konusunda nasıl kısıtladığınızı söylemiş olabilirsiniz ve bunun karşılığında doktorunuz size ‘Gayet iyi görünüyorsun, endişelenmene gerek yok.’ demiş olabilir veya aileniz ve arkadaşlarınız sizin bu belirgin kilo kaybınız hakkında endişelenmek yerine sizi tebrik etmiş ve ‘Ne yapıyorsan buna devam et!’ demiş olabilir. Kilolu bireylere karşı önyargıya sahip olan çoğu kültürde kilolu bir bireyin zayıflaması her zaman iyi bir şey olarak algılanır. Hatta bu kilo kaybının sebebi yeme bozukluğu olsa bile bu kötü olarak düşünülmez.

  Yüksek kiloya sahip insanlara yeme bozukluğuyla ilgili çoğunlukla yanlış tanı konur ve bu durum sonralarında daha korkunç sonuçlara sebep olur. Birçok doktor, yüksek kilolu birisindeki bir yeme bozukluğunu, kilolu birisindeki bir yeme bozukluğundan daha az ciddi görmektedir. Ama bu doğru mu? Yüksek kiloya sahip insanlardaki yeme bozukluğunun daha az ciddi olduğu düşüncesine doğru diyebilir miyiz?

    2016 yılında Sawyer ve arkadaşları bu konuyla ilgili bir araştırma yaptı. Bu araştırmada atipik anoreksiya nervozaya sahip olan ergenler ile  anoreksiya nervozanın bilindik belirtilerine sahip olan zayıf ergenleri karşılaştırılarak bu iki hastalığın fiziksel ve psikolojik komplikasyonlarını değerlendirilmeye çalışıldı. DSM-V tarafından atipik anoreksiya nervoza, ‘önemli kilo kaybı olmasına rağmen bireyin hala normal bireyler ile aynı veya daha yüksek kiloya sahip olması durumu’ olarak tanımlanır.
 
  Sawyer ve arkadaşlarının yaptığı çalışmanın sonuçlarına göre atipik anoreksiya nervozaya sahip olan ergenlerde daha şiddetli yemek bozukluğu belirtilerinin olduğu, daha düşük benlik saygısı ve daha fazla kilo kaybı gözlemlenmiştir. Karşılaştırılan iki grupta da tıbbi açıdan bulgular ise benzerdi. Dinlenme nabız hızı, hipotermi, hastaneye yatış gerektiren gibi durumlarda hastalarda çok büyük farklılıklar bulunamadı. Ayrıca aşırı yemek yeme, psikiyatrik komorbidite( tedavisi yapılan hastanın iyileşme sürecini olumsuz şekilde etkileyen hastalık), kendine zarar verme, intihar düşüncesi, depresiflik belirtileri ve obsesif kompülsiflik ölçümleri gibi durumlarda da önemli bir farklılık yoktu.
 
  Bu çalışma sayesinde; atipik anoreksiya nervozaya sahip ergenler ile tam eşikte olan anoreksiya nevroza ergenlerinin fiziksel ve psikolojik komplikasyonlarının benzer olduğu fakat atipik anoreksiya nevrozaya sahip bireylerin yeme-vücut imgesi ile ilgili daha ciddi sıkıntılar yaşadığı sonucuna varılmıştır. Araştırmaya tabi tutulan bireylerin 38’ine psikiyatrik açıdan ek tanı konulmuştur. ( %31 oranında depresif bozukluklar,%17 oranında anksiyete bozuklukları, %5 oranında obsesifkompulsif bozukluk gibi) Ayrıca bu hastalığa sahip olan bireylerin %43’ü kendine zarar verme ve intihar düşüncesi taşıyordu.
 
  Sonuç olarak, yeme bozukluklarını teşhis ederken vücut ağırlığın daha ötesine bakmalıyız. Özellikle ağırlıkları artış göstermeye meyilli olan ergenlerde kilo kaybı daima kırmızı bayrak olmalı ve göz ardı edilmemelidir. Tabi ki bu kilo kaybeden herkesin yeme bozukluğuna sahip olduğu anlamına gelmez. Gerçek şu ki, başkasının kilo kaybının ardında yatan sebebin ne olduğunu nadiren biliyoruz; yaşam tarzı, geçirilen herhangi bir ameliyat, kanser, depresyon, keder veya yemek bozukluğu gibi durumlar kilo kaybına sebep olabilir. Tıbbi bir profesyonelseniz, daima neler olup bittiğini sormalısınız. Zayıflamanın sağlıklı veya kasıtlı olduğunu düşünmeyin. Kilo kaybı altta yatan hastalığın ve acının en büyük belirtilerinden biri olabilir.
 
 

 YAZAR HAKKINDA
  Alexis Conason, New York’ta Sina - St. Luke Hastanesi’nde araştırmacı olan bir klinik psikologdur. Aynı zamanda diyet kültüründen dolayı insanlara yardım etmek, yemeğe dikkatli, merhametli ve huzurlu bir yaklaşım benimsemelerine yardımcı olmak için bulduğu The Anti-Diet Plan’ın kurucusudur. Aşırı yemek yeme, vücut görüntüsünden memnuniyetsizlik gibi konularda uzmanlaşmıştır.

Yazarın Kendi Sitesi: https://drconason.com/

Psychology Today Anasayfası: https://www.psychologytoday.com/

Yazının Orjinali: https://www.psychologytoday.com/blog/eating-mindfully/201802/what-is-atypical-anorexia-nervosa





BİZE YAZIN

İsim

E-Posta


Yorumunuz