Bir Yıldızın Garip Vedası

22 / Ocak/ 2017

Marilyn Monroe İrem Doğanoğlu

“Hayatın yaklaştığını hissediyorum, tek istediğim ölmekken…”

  Sırlarıyla beraber veda etti dünyaya güzel yıldız Marilyn Monroe. Gerçek ismi ile Norma JeaneMortenson. Ölümü şüphelerle dolu. Öldü mü, öldürüldü mü yoksa bir intihar mıydı? Bu mesele hala tartışılmaktadır. Ancak delillerin çoğunluğu bir cinayete kurban gittiği yönündedir. Özellikle dönemin başkanı Kennedy ve kardeşi ile olan ilişkisi ve devlet sırlarını biliyor olabileceği fikri, ajanlık ile suçlanması, ölümünden sonra olay yerinin bozulması ve bunun gibi bir çok kanıt cinayet ihtimalini arttırmaktadır.

  Peki başka bir noktaya değinecek olursak ölümünün intihar olarak nitelendirilmesinde sebep ne idi? Marilyn Monroe’nun şöhrete kavuşma süreci oldukça sıkıntılı geçmişti. Uyku haplarına bağımlıydı. Dr.Greenson’dan hemen hemen her gün psikolojik yardım alıyordu. Geçirdiği ağır depresyon sebebi ile PayneWhitney Psikiyatri Kliniği’ne kaldırılmıştı. Manik depresifti. Bu duruma iki uçlu mizaç bozukluğu ya da bipolar bozukluk da denmektedir.

  Nedir manik depresif hastalığı? Riskli davranışlardan ötürü ilişkilere ve kariyere zarar verebilecek, tedavi uygulanmadığı takdirde kişiyi intihara sürükleyebilecek ciddi bir hastalıktır. Bipolar bozuklukta iki uç duygu hali vardır. İlki “manik” olarak nitelendirilen hastanın kendini aşırı hareketli, enerjik , umursamaz ve güçlü hissettiği haldir. Bu dönemde günlerce süren uykusuzluk, aşırı hareketlilik, durdurulamayan konuşma, sinirlilik, agresif davranış, çok fazla ve gereksiz alışveriş yapma en sık görülen belirtilerdir. İkinci hal ise “depresyon” olarak tanımlanan diğer halin tamamen zıttı olan haldir. Depresyon zamanında hasta üzüntü, ağlama, değersizlik hissi, suçluluk hissi, haz kaybı yaşayabilir. Aynı zamanda uyku problem yaşar ve intihara eğilim oluşur. Bipolar bozukluk tıbbi yönlü bir rahatsızlıktır, beyindeki sinyal iletim düzensizliğinin önemli bir etmen olduğu uzmanlar tarafından söylenmektedir. Hastalık psikiyatrik temelli olsada psikolojik bir yönüde mevcuttur. Atakların tekrarlanmasında bireysel psikolojik yapı , aile içi çatışmalar ciddi risk taşımaktadır. Bu bakımdan tedavi sadece ilaçla sınırlanmayıp , psikoterapi de uzmanlar tarafından önerilmektedir. Marilyn Monroe ‘ya dönecek olursak genç ve güzel yıldız kariyerinin zirvelerine çıkarken böyle bir hastalık ile mücadele içindeydi. Yazıma başlamadan önce sizlere Marilyn ‘in söylemiş olduğu bir sözü paylaşmıştım “ Hayatın yaklaştığını hissediyorum , tek istediğim ölmekken…”. İşte yıldızın söylediği bu söz bile onun ne derecede bir depresif halde olduğunun bir göstergesidir. Monroe ‘nun depresif halinin artmasında bir etken olarak onun bu hastalığa önem vermeyişi ve çevresindeki ağır baskıyı da hesaba katacak olursak şunu diyebilirim ki ; psikolojik / psikiyatrik temelli rahatsızlıklar göz ardı edilmemeli ve bu tür rahatsızlıklara sahip kişiler üzerinde büyük baskılar kurulmamalıdır. Her ne kadar yıldızın hayatının sönmesinin sebebi ağırlıklı olarak intihar değil de cinayet olduğu belirtilse de belki de vefatının sebebi onun ve etrafının önemsemediği hastalığıdır. En başta belirttiğim gibi sırları ile beraber dünyaya veda etti…





BİZE YAZIN

İsim

E-Posta


Yorumunuz