Hadi Oyuna!

02 / Nisan/ 2017

Otizm Fatma Betül Yıldırım

Öncelikle bu yazım ile günün anlam ve önemi neticesinde otizm hakkında biraz olsun farkındalık yaratmak daha sonrasında ise sizlere şu an içinde bulunduğum proje hakkında bilgiler vermek istiyorum. O halde Otizm nedir?

  Otizm, yaşamın ilk üç yılı içinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden, sosyal etkileşim, sözel ve sözel olmayan iletişimde problemler, tekrarlayıcı davranış ve kısıtlı ilgi alanları ile kendini gösteren, karmaşık, sebebi henüz daha belirlenememiş gelişimsel bir bozukluktur. Otizmli çocukların fiziksel gelişimlerinin ve dış görünüşlerinin diğer çocuklardan farkı yoktur. Doğan her 68 çocuktan 1'i Otizm riski ile dünyaya gelmektedir. Erken evrede basit belirtileri dikkate alındığında otizm kolayca teşhis edilebilir ve bebeklere uygulanacak iyi bir rehabilitasyon programı ile etkileri önemli oranda azaltılabilir. Pek çok aile çocuğundaki otizm belirtilerini kabullenemediklerinden tedavi sürecine çok geç başlamaktadır. Bu nedenle özellikle otizm konusunda farkındalık çok önemlidir. Otizm ömür boyu süren bir rahatsızlıktır. Bu süre zarfında yapılabilecek her türlü yararlı faaliyet otizmli birey nezdinde büyük önem taşımaktadır. O güzel yüreklerine dokunduğunuzda onlardaki o duygu değişimini görürseniz şayet bu önemin ne derece olduğunu eminim anlayacaksınız. İşte ne büyük bir mutluluktur ki ben bu şansı yakaladım.

   Okulumuzda bölümümüz adına düzenlenen “Babalar Otizmi Anlatıyor” adlı seminere katılmıştım. O seminere kadar inanın Otizm hakkında bildiğim tek şey bir rahatsızlık olduğuydu. Seminerle çok şey öğrendim ama bunlar benim için kesinlikle yeterli değildi. Bir süre sonra öğrendim ki semineri düzenleyen arkadaşımız bunu bir proje haline dönüştürüyormuş. "Üniversite gençleri Otizmli kardeşlerimizle buluşuyor." Otizm hakkında daha fazla bilgi edinmek ve otizmli arkadaşlarımızla vakit geçirebilmek adına projeye dahil oldum. Kısa sürede pek çok şehir (İstanbul, Edirne, Kocaeli, Karabük, Hatay) ve üniversiteye ulaşıldı böylece #HadiOyuna projesi başladı. Amaç tamamen onlarla olmak güzel vakit geçirmekti. Onları içinde bulundukları o küçük dünyadan çıkarmaktı. Biz gönüllülerden istenilen tek şey buydu. Nitekim 1000'i aşkın gönüllü arkadaşlarımızla 200'ü aşkın Otizmli kardeşimize ulaştık. Otizmde sosyalleşmek bilinen en kesin ilerleme yöntemidir. Bizler de ufak gruplar halinde en fazla 2 haftada 1 olmak üzere Otizmli arkadaşlarımızla buluşup onlarla aileleri gözetiminde vakit geçiriyoruz. Onların istekleri, yetenekleri, sevdikleri şeyler üzerinden etkinliklerimizi planlamaya çalışıyoruz. O kadar güzel şeyler çıkıyor ki ortaya. Piknikler, karaokeler, sinemalar, sahilde yürüyüşler, birbirinden güzel oyunlar... Ve en önemlisi her fotoğrafta ayrı birer gülümseme... Bu mutluluk tarif edilemez bile.

 

Bu proje süresince fark ettiğim bir diğer konu ise otizmli çocuklardan ziyade ailelerine de yanlarında olduğumuzu hissettirmenin bizler için çok basit fakat aileler için çok değerli olduğuydu. Bir keresinde Otizmli arkadaşımızın babasından şöyle bir mesaj almıştık: "Bizim kendi ailelerimiz bizim çocukları dışlamışken sizin gibi arkadaşların bizim çocukları sahiplenmesi beni gerçekten duygulandırdı." Bu mesajı gördüğüm anda hissettiğim duygu karmaşasını anlatamam bile. Evet sevindim. Bir babadan bu güzel sözleri duyduğum için. Ama bir o kadar da üzüldüm. Nasıl olur da bizlere bu kadar ihtiyaçları varken sırf otizm tanısı konuldu diye böylesine sevecen böylesine yetenekli birbirinden güzel çocuklara kanımızdan olsalar dahi sırt çevirebiliriz. Çoğuna toplumda rastlayamıyoruz bile. Her biri evlere tutsak. Tek sebebi ise onları kabullenemeyen bu toplum.

   Umarım 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü ile pek çok kişide bu farkındalığı oluşturabiliriz. Otizmli kardeşlerimize bugünkünden daha fazla kucak açabiliriz.





BİZE YAZIN

İsim

E-Posta


Yorumunuz